Ziraat Mühendisleri Odası Ahmet Atalık ile Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar (GDO) üzerine yaptığımız röportajı
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANLIĞI
TARIMSAL ÜRETİM VE GELİŞTİRME GENEL MÜDÜRLÜĞÜ
“GDO’lu Bitki Çeşitlerinin Tescil, Kontrol ve Sertifikasyonunun
AB Ülkelerinde Yerinde İncelenmesi”
GDO Nedir? Powerpoint Sunumu İndir
Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker, Genetiği Değiştirilmiş Organizmalı
(GDO) ürünlerle ilgili yönetmelikle, GDO'lu ürünlerin ithalatına izin verilmediğini,
tam aksine bu tür ürünlerin ithalatının önünün kesildiğini söyledi. GDO'ya karşı
çıkan çevreler ise yönetmeliğin bu tür gıdaların yurda girişinin yolunu açtığını
savunuyor. Türk Sağlık-Sen, yönetmeliğin iptali için Danıştay'a dava açtı.
Eker, 26 Ekim 2009 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve
kamuoyunda tartışmalara neden olan "Gıda ve Yem Amaçlı Genetik Yapısı Değiştirilmiş
Organizmalar ve Ürünlerinin İthalatı, İşlenmesi, İhracatı, Kontrol ve Denetimine
Dair" yönetmelikle ilgili bir basın toplantısı düzenledi.
GDO'lu ürünlerler ilgili bazı basın yayın organlarında çok yanlış haberlerin
çıktığını belirten Eker, "Amacımız GDO'lu ürünlerin girişi nasıl kontrolaltına
alınır ve engellenirken, sanki bu ürünlerin ithalatına izin veriyormuşuz gibi
bazı basın yayın organlarında haberler çıktı. Kamuoyunda adeta bir dezenformasyon
yaşanıyor, spekülasyon yapılıyor" diye konuştu.
Dünyada 20'nin üzerinde ülkenin yaklaşık 125 milyon hektar alanda bu tür üretim
yaptığını ve dünyada birçok ülkede bu tür ürünlerin ticaretinin yapıldığını
belirten Eker, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı olarak kendilerinin de bununla ilgili
bir mevzuat olması için söz konusu yönetmeliği hazırladıklarını kaydetti.
GDO’YA KARŞI ÇIKAN ÇEVRELER VE GEREKÇELERİ ŞÖYLE:
• 'GDO içermez' uyarısının yasaklanması tüketicinin seçme hakkını elinden alıyor.
Sağlık Yöneticileri Derneği Başkanı ve Okan Üniversitesi Sağlık Yönetimi Bölümü
öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Onur Yarar, tüketiciye doğru bilgiler verilmesi
gerektiğinin altını çizdi.
Yarar, "Öyle bir yönetmelik kaleme alınmış ki ambalajın üzerinde 'Bu ürün
GDO'lu veya bu üründe GDO'lu gıda kullanılmamıştır' yazmaya bile yasak getirilmiştir.
İnanılacak gibi değil. Yönetmelik insan sağlığı açısından tekrar gözden geçirilmeli"
dedi.
Bursa Ziraat Odası Başkanı Fuat Sarı, yaklaşık 10 yıldır GDO'lu ürünlerin ve
tohumların ülkeye girdiğine dair çeşitli söylentiler olduğunu ifade etti.
Bu ürünlerin başında da soya ve mısırın geldiğini ifade eden Sarı, yurtdışından
ülkeye giren ürünlerin üzerinde herhangi bir uyarı ibaresi olmadığı için Türk
milletinin ne yediğini bilmediğini öne sürdü.
Türkiye Esnaf ve Sanatkarlar Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken,
vatandaşın ne yediğini bilme hakkının elinden alınmaması gerektiğini söyledi.
Palandöken, "Biz üretici değiliz. Ama tüketiciye malı satan tarafız. Tepkiler
bize geliyor. Hangi malın genetiği değiştirilmiş ürünler içerdiğini bizde bilmiyoruz.
Tartışmalar bir an evvel son bulmalı. Bakkala, manava gelen halkımız gönül rahatlığıyla
alış verişini yapmalı. Tarım üretiminin artırılması tabii ki önemli ama doğal
ürünlerimizi ihraç ederken bir tarım ülkesi olan Türkiye'nin GDO'lu ürün ithal
etmesine gerek yok" dedi.
• Bebeklere ve küçük çocuklara zarar veren GDO'lar nasıl oluyor da yetişkinlere
zarar vermiyor?
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, insan sağlığı açısından GDO'lu ürünlerin yaratacağı
risk ve sorunların çok iyi anlaşılması ve güven veren bir şekilde aydınlığa
kavuşturulması gerektiğine dikkati çekti.
GDO'lu ürünlere ilişkin yönetmelikte bu ürünlerin bebeklere verilmemesi gerektiğinin
belirtildiğini söyleyen Baykal, "Bebeklere yasaksa büyüklere neden yasak
değil? Bebeğe zararlı peki annenin karnındaki bebeğe zararlı değil mi? Kim bu
ayrımı yapıyor, neye göre yapıyor? Bu 70 milyonun sağlığını, sadece 70 milyonun
değil gelecek kuşakların istikbalini tehlikeye atmaktır" diye konuştu.
• Türkiye'nin yıllardır bir ulusal biyogüvenlik yasası olmadan, GDO'ların ticaretinin
bir yönetmelikle düzenlenmesi skandaldır.
Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölümü Öğretim Üyesi Prof.
Dr. Tayfun Özkaya, Türkiye'de yaşayan tüm yurttaşların sağlığını ve haklarını
ilgilendiren bir konunun, TBMM'de, milletvekilleri tarafından görüşülmesi ve
bir yasa niteliğinde düzenlemeye konu edilmesi gerekirken, Bakanlar Kurulu’nda
imzaya açılan tasarının TBMM'ye indirilmeyerek konunun yönetmelik ile düzenlenmesinin
millet iradesi ve egemenliğinin ihlali olduğunu belirtti.
Özkaya, “Bebekler için risk sayılan gıdaların yetişkinler için serbest tüketime
konu edilmesi, GDO'suz gıda maddesi üreten işletmelerin bu yönde etiket kullanmalarının
yasaklanması gibi hükümler ve asıl olarak GDO'lu ürünlerin her türlü ticaretinin
meşru zemine çekilmesi, yönetmeliği kabul edilemez konuma taşımaktadır"
diye konuştu.
Çevre ve Tüketiciyi Koruma Derneği (ÇETKO) Başkanı Dr. Sadun Bölükbaşı, "Yeni
yönetmelikle GDO'ların ülkeye girişine meşruluk kazandırılmış iken Tarım ve
Köyişleri Bakanlığı'nın sanki bu ürünlerin ticareti yasaklanmış gibi bir yanlış
kamuoyu algısı yaratma girişimleri bizleri acilen görev üstlenmeye taşımıştır"
dedi.
Ulusal Biyogüvenlik Yasası olmadan GDO'ların ticaretinin bir yönetmelikle düzenlenmesinin,
hukuk, egemenlik ve halk sağlığı açısından sakıncalı olduğunu belirten Bölükbaşı,
Türkiye'nin biyolojik çeşitliliği, tarım potansiyeli, halkın satın alma gücü
ve tüketim alışkanlıkları değerlendirildiğinde GDO'lu ürünlere ihtiyacı olmadığının
anlaşıldığını bildirdi.
• Genleri değiştirilmiş organizmalar bu genetik değişimleri kendilerinden sonraki
nesillere kalıtım yoluyla aktarırlar.
Gıda Mühendisleri Odası, yeni yönetmelikle birlikte, GDO ve ürünlerinin ithalinin
önünde hiçbir engel kalmadığını vurguladı.
GMO’nun açıklamasında, “Bu şekilde GDO'lu hammaddenin gıda maddelerinde yer
alması, tüketeceğimiz hemen her gıda maddesinin GDO içermesi anlamına gelmektedir.
Yönetmelik, bir yandan GDO içeren tohumlukların ithal edilerek üretimini (ekimini)
yasaklarken, diğer yandan, insan sağlığını, çevreyi, bitkisel ve hayvansal üretimi,
gen kaynaklarını ve ekonomiyi gelecekte nasıl etkileyeceği bilinmeyen bir konuda,
çelişkili ve riskli uygulamalara neden olacaktır” denildi.
• Tüketicilere 'kabak tadında karpuz' yedirmenin yolu resmen açıldı.
Bursa Tüketiciler Derneği Genel Başkanı Sıtkı Yılmaz, Türkiye'de, GDO'lu gıdaların
üretimi ve ithalatının bugüne kadar yasak olduğunu, ancak 1998 yılından beri
yasal olmayan yollardan yurda sokulduğunu hatırlatarak, tüketicilerin farkında
olmadan bu ürünleri tükettiklerini belirtti.
Artık GDO'lu ürünlere kapıların sonuna kadar açıldığını ifade eden Yılmaz,
"GDO'lu ürünlerin ithali, işlenmesi ve tüketimi önündeki engeller kaldırılmıştır.
Bundan böyle tüketicilere 'kabak tadında karpuz' yedirmenin yolu resmen açılmıştır"
dedi.
• GDO'lar insan ve çevre sağlığını tehdit ediyor.
Türk Sağlık-Sen Genel Başkanı Önder Kahveci, dünyada "Frankeştayn gıda"
olarak adlandırılan GDO'lu gıdaların "soğuğa dayanıklı olması için domatese
balık geni yerleştirilmesi" gibi tuhaflıkları içinde barındıran ürünler
olduğunu belirtti.
Kahveci, "Ürünün sağlamlığının ve büyüklüğünün insan sağlığına tercih
edildiği bu gıdalar insanlarda antibiyotiklere karşı dayanıklıklık oluşmasına,
alerji gibi rahatsızlıklara yol açmaktadır. Ayrıca birçok bilim adamı bu ürünlerin
böbrek yetmezliğine ve kısırlığa neden olduğunu ifade etmektedir. GDO'lu ürünlerin
faydası bol para kazandırdığı küresel sermayeye sahip büyük şirketleredir"
diye konuştu.
Bu arada Türk Sağlık-Sen, GDO ile ilgili yönetmeliğin iptali için Danıştay'a
dava açtı.
|